×

Kurumsal

Künye Kullanım Sözleşmesi Gizlilik Politikası Yayın İlkelerimiz Özel Üyelik

Haber Kategorileri

Gündem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Sağlık Yaşam Spor Eskişehir tanıtım İlçeler Röportajlar

Medya

Foto Galeri Web TV Canlı TV

Makaleler

Yazarlar Makaleler

Servisler

Seri İlanlar Firma Rehberi Biyografiler Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri Kripto Para borsası Faydalı linkler Kripto Para Borsası Puan Durumu Fikstür Anketler

Destek

Üye Ol Giriş İletişim

Umut Rallas

Dikkat Şahan çıkabilir !

Tam 16 yıl önce ekranlarda yayınlanmaya başlamıştı. Magazin dünyası, gündüz kuşağı ve tartışma programlarını yalın bir dille ama etkili bir mizahla eleştiren skeçlerden oluşuyordu. Evet, yanlış duymadınız, eleştiriyordu! 

 

Elinde kumanda ‘zap’ yapan birinin ekranıyla tele’vizyon’un nasıl ‘aptal kutusu’na dönüştüğünü, güldürürken düşündürmeyi başarmıştı. Hele ki haber programı skecinde Reytingmetre ile ‘görsel dünyanın köleliğini’ öyle güzel gösteriyordu ki daha iyi anlatabileni hala çıkmadı. 

 

Dikkat Şahan Çıkabilir zamanı, Şahan Gökbakar’ı tanıdığımız ve sevdiğimiz günlerdi. Komedi programında yer alan bir karakter olan Recep İvedik’i sinemaya uyarladı ve rekor üstüne rekorlar kırdı. Seven oldu, eleştiren oldu. Ancak başarı mıydı, evet büyük başarıydı. 

Peki, biz sanayi konuşacaktık, girişimcilik konuşacaktık, nereden çıktı şimdi Şahan Gökbakar diyorsunuz, değil mi? 

 

Hatırlarsanız bir önceki yazımda tork konusunu konuşmuştuk. Özeti, kendi alanı olmayan birinin verdiği en ufak bir çabanın bile ne derece büyük bir etki yaptığıydı. 

 

İşte Şahan Gökbakar tam da bunu yaptı! Temmuz ayının son günlerinde başlayarak onlarca ilimizde 250’den fazla yangın çıktı. Küresel iklim krizi diyen de oldu, terör saldırısı da. Sebepleri ne olursa olsun, sonuçları hepimizi derinden üzdü. En büyük yangınlar ise Manavgat, Marmaris, Bodrum gibi yeşilin maviyle buluştuğu doğa harikası yerlerdeydi.

 

Çaresizliğin en çok ses getiren çığlığı ise ‘havadan müdahale şart’ diyen Şahan Gökbakar’dan geldi. Olanı en yalın haliyle gösterdi ve sosyal medyadaki milyonlarca takipçisiyle etki alanını en doğru şekilde kullandı. Duyar kasmadı, şov yapmadı. Göstermiş olduğu samimi çabalarıyla Şahan Gökbakar’ı ‘Recep İvedik karakterinden’ ‘ne iyi insana’ dönüştürdü.

Ne Yaptık?


Felaketlere karşı halk olarak refleksimiz son derece yüksek. Eskişehirliler olarak da yangın bölgesine tüm desteğimizi vererek örnek olduk. Eskişehir Sanayi Odası’nın başlattığı ‘Her Fabrika Bir Orman’ kampanyasına çok kısa bir sürede on binlerce fidan bağışı yapıldı.

 

ESGİAD yangın bölgelerine tırlar dolusu Kalabak Su gönderdi. TOBB Eskişehir Genç Girişimciler Kurulu, tüm üyelerinin destekleriyle yanmaz eldiven, maske, fener vb. yangın söndürmede kullanılacak malzemeleri gönderdi. Bu destekler, saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok kurum ve kuruluşlardan sadece birkaç örnek.

 

KYK Yönetim Kurulu Başkanı C.Onur Sürmeli’ye de ayrı bir teşekkür etmek gerekiyor. Bölgede fiilen bulunarak hem bizleri sosyal medyadaki paylaşımlarıyla bilgilendirdi hem de tüm imkanlarını seferber etti. Odalarımız, siyasi partilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız hep beraber yine Eskişehir’de tek yürek olarak elimizden geleni yaptık. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

 

Bundan sonra ne yapmalıyız?

 

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, bölgenin ve hatta dünyanın en büyük amfibik yangın söndürme uçak filosunu kurmalıyız. Sadece yangın çıktıktan sonra değil yangını önleyici aksiyonların alınmasını talep etmeliyiz. Muğla’daki yangın söndürme faaliyetlerinde tüm iş makinelerini seferber eden madencilerle, Akbelen’de ağaç kesen ‘sözde’ madencileri bir tutmamalıyız. Doğa bilinci kazanmalıyız. Küresel iklim krizi yaklaşmıyor, artık yaşanıyor. Bu krizin dramatik sonuçlarını yaşamamak için konfor alanlarımızı doğayla uyumlu hale getirmeliyiz. Doğaya rağmen değil doğayla barışık yaşamak zorundayız. Bakın yaşamalıyız değil zorundayız! 

 

Peki, tek başıma ben, ne yapabilirim?

 

Farkında olabilirsin mesela. 

 

Marmaris’deki arıcılığın ve balın tadının, Manavgat’ın güzelim doğasının, Bodrum’un zeytinliklerinin. . 
Denizi mavi yapanın arkasındaki yeşil olduğunun. . 

 

Mesela, Akdeniz’in en büyük yangın söndürme uçak filosuna sahip olana kadar bunu talep edebilirsin. Bu uçakların yerli ve milli olması adına ortaya çıkan fikirleri destekleyebilirsin. Yangını önleyici ve yangın tehlikesini önceden haber verecek yapay zeka destekli girişim projelerinin önünü açabilirsin. 

 

Bütün bunların hepsini ben nasıl yapayım deme, yapabilirsin kardeşim. Çünkü Nazım’ın bahsettiği akrep gibi, serçe gibi, midye gibi değilsin, olmamalısın canım kardeşim. 
Olmamalısın ki, bir daha yangın çıktığında felakete dönüşmesin. 


Olmamalısın ki, o yangını hepimiz gözyaşlarımızla söndürmek zorunda kalmayalım.

 
Olmamalısın ki, Haluk Levent’in ‘Ahbap’lığı müziğiyle, Şahan Gökbakar’ınki komedisiyle sınırlı kalsın. 


Felaketlerin yaşanmaması için ‘Dikkat’ edelim ki, her zaman bir ‘Şahan Çıkabilir’ diye beklemeyelim.

Yangın artık gündem konusu değil, neden şimdi yazdın diyenlere not: Yangın bitse, sel başlıyor, sel bitse deprem hep kapıda. Bu yüzden tüten dumanlar sönse de önlemler tamamen alınana kadar gündemde tutmalıyız. Doğanın güzellikleri vardır, felaketleri yoktur. İnsanoğlunun yanlışları ‘doğanın felaketleri’dir. 
 

YORUM YAPIN

Yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için Tıklayın

SHS | Copyright © 2021