×

Kurumsal

Künye Kullanım Sözleşmesi Gizlilik Politikası Yayın İlkelerimiz Özel Üyelik

Haber Kategorileri

Gündem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Sağlık Yaşam Spor Eskişehir tanıtım İlçeler Röportajlar

Medya

Foto Galeri Web TV Canlı TV

Makaleler

Yazarlar Makaleler

Servisler

Seri İlanlar Firma Rehberi Biyografiler Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri Kripto Para borsası Faydalı linkler Kripto Para Borsası Puan Durumu Fikstür Anketler

Destek

Üye Ol Giriş

Mehmet Göktekin

Camdan duvarlar yıkılıyor mu?

Camdan duvar mı olur demeyin… “Camdan duvarlar” bir zamanlar seçim vaatleri arasında en popüler ve etkili olanıydı… 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbe ve muhtıralarından sonra yaşananların hayatımızda bıraktığı derin izleri silmek, yaraları tedavi etmek, topluma özgürlük ve şeffaflık vaadiydi aslında camdan duvarlar. Toplumsal gerilimlerin, kardeş kavgalarının darbe ya da muhtıralarla sonuçlandığı yıllarda  “devletin ceberrut yüzü” kalın duvarlar arkasında olan bitenleri sis perdesiyle örten karakollardı. İşte o kalın duvarların arkasında yaşanan ancak ispat edilemeyen, ya da izah edilemeyen acıların sona ermesi için bir toplumsal barış vaadi olarak ortaya çıktı “camdan duvarlar!

1991 seçimlerine gidilirken zamanın DYP Genel Başkanı Türkiye’nin 9’uncu Cumhurbaşkanlığını da yapan Süleyman Demirel’in en önemli seçim vaatlerinden birisiydi “karakolların duvarlarını camdan” yapmak. O vaat DYP’yi tek başına iktidar yapmasa bile sandıktan birinci parti olarak çıkmasına yetmişti. Camdan duvarlar “vesayete, darbelere” ilk direniş, daha çok şeffaflık, daha çok demokrasi demekti toplumsal hafızamızda… Nitekim sadece” karakol duvarlarının camdan yapılacağı “ vaadi bile Demirel liderliğindeki DYP’yi birinci parti yapmaya yetti diyebiliriz…

+++

Korku tünelinden çıkış için önemli fırsat

Ortalama bir zekaya sahip her Türk vatandaşının bildiği gerçeklerden birisi söz konusu “camdan duvarlar” vaadi güvenlik güçleriyle toplum arasında samimi, açık gönüllü uzlaşma köprüsüydü. Zira on yıllar boyu filmlere “cibali karakolu” ismiyle konu olan sertliğin, korkunun sebep olduğu, annelerin çocuklarını korkutmak için bile “polis geliyor” diye oluşturduğu travmanın oluşturduğu kalın duvarlar yıkılmalıydı. Sonuçta bu duvarların yıkımı öyle kolay da olmadı. Toplumla devlet arasındaki kalın duvarlar yıkılırken yeni güven köprüleri kuruldu. Güven köprüleri kurulurken güvenlik güçlerinin “devletin emrinde, milletin hizmetinde” toplumun huzur ve güvenliği için çok güçlü yapıya kavuştuğunu gördük. Öylesine güçlü yapı ki içine yuvalanmış ihanet şebekelerini bile kısa sürede ayıklayarak 15 Temmuz gibi hain kalkışmada devletin emrinde, milletiyle birlikte demokrasimize sahip çıkarken dillere destan kahramanlıklar gösterdi. Ülkenin uçuruma yuvarlanmasının önüne geçmeyi başardı…

+++

Unutulmuş gerçeklikten eskiye dönüş sinyalleri

Yakın geçmişin özetini yapmaya çalıştım. Bugün geldiğimiz noktada “güven köprülerini” yıkacak adımların atılmasına bir insan olarak vicdanım razı değil. İnsanlık tarihi boyunca suçlu ve suçluyla mücadelede çok önemli rol üstlenmiş, milletin bağrından çıkan devletin eli, ayağı, gözü olan güvenlik güçleri ile toplum arasında kalın duvarlar örmek anlamına gelen kararların örneğin toplumsal olaylarda cep telefonu ile görüntü çekilmesinin suç sayıldığı yaklaşımların doğru şeyler olmadığını düşünüyorum.  Unutulmuş gerçeklik ”camdan duvarlar” ın yerine yeniden korku tüneline girerek kalın duvarlar örmek ne kadar mantıklı olabilir? Artık dünyanın cebimize taşındığı, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların zirveye çıktığı dönemde, “camdan duvarlar” vaadi geleneği temsilcisi bir bakanın emrindeki bir kurumun eskiye dönüşü hatırlatan uygulaması sizce de mantıklı mı? Zira tüm kötü niyetli girişimlerin ipliğini pazara çıkarmak için bile şeffaflık ilkesi tek panzehir iken…


 

YORUM YAPIN

Yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için Tıklayın

Tel:(222) 255 56 26 | Mail: info@eskisehirgazete.com

Adres: Vişnelik Mh. Öğretmenler Caddesi No:98/A